Distribütörlük Kavramı


Distribütörlük, üretici veya tedarikçi tarafından piyasaya sunulabilir hale getirilen bir kısım ürünlerin, belirli bir coğrafi bölge ile sınırlı olmak üzere, sözleşmeyle belirlenmiş satıcı dağıtıcı tarafından ve sözleşmeyle kararlaştırılmış şartlar dâhilinde satış ve dağıtımına aracılık edilmesi olarak tanımlanabilir.

Kavramın ve faaliyetin sektörel farklılık göstermesi nedeniyle yapılan işin sabit bir tanımı bulunmamaktadır. Uygulamada distribütörlük kavramı diğer benzer hukuki ilişkilere kıyasen farklı isimlerle de anılmaktadır. Bayilik, acentelik, yeniden satıcılık, genel temsilcilik, tek satıcılık gibi birçok ifade distribütörlük kavramı ile benzeşmektedir. Bunlardan tek satıcılık ifadesi distribütörlük kavramına genel olarak yakın olmakla birlikte, distribütörlük daha geniş ve kapsamlı bir ticari ilişkiyi tanımlamaktadır.

Yasalarımızda, özellikle karşılıklı borç ilişkilerini düzenleyen Borçlar Kanunu'nda distribütörlük kavramı ve buna dair hukuki ilişkinin detayları düzenlenmemiştir. Yasanın
çıkarılmasından sonraki süreçte de yasaya bu konuda bir ilave yapılmamıştır. Yasalar genel olarak bir toplumun içinde bulunduğu güncel ekonomik ve sosyal şartlar ve ilişkiler dikkate alınarak çıkarılmaktadır. Distribütörlük kavramı ise ticari hayata son dönemlerde girdiğinden hem Avrupa hem de ülkemizde bu konu ile ilgili açık yasal düzenlemeler yapılmamıştır.

Mevcut ilişkiye, tarafların tacir olmaları nedeniyle Türk Ticaret Yasası ve imzalanan sözleşme gereğince de taraflara çeşitli edimler yüklendiğinden Borçlar Yasası tatbik edilmektedir.

Taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisi, Türk ve İsviçre Borçlar Hukuku'nun kabul ettiği "sözleşme serbestîsi" prensibine dayalı olarak düzenlenen "distribütörlük sözleşmeleri" ile yürütülmektedir. Türk Borçlar Yasası'na göre kanunun kesin bir şekilde emrettiği hukuki kurallara, ahlaka veya kamu düzenine yahut şahsa bağlı özel haklara aykırı olmamak kaydıyla bir sözleşmenin konusu serbestçe tayin edilebilir hükmü getirilmiştir. Özel bir yasa veya madde ile düzenlenmeyen distribütörlük ilişkisinde, taraflar arasındaki sözleşme, ticari ilişkinin esası ve temel direğidir. Sözleşme, taraflar arasındaki ilişkiyi sabit hale getirmekte ve bu ilişkinin çerçevesini oluşturmaktadır.

Mevcut ticari ilişkide;
Distribütör kendi nam ve hesabına hareket etmektedir. Sözleşmeyle belirlenmiş bir coğrafi alanda satış dağıtım yapılmaktadır. Satış bölgesinde münhasır bir müşteri grubuna hitap edilmektedir. Satış, dağıtım ve tahsilât riski distribütöre yüklenmektedir. Taraflar böyle bir çalışma şekliyle satış, pazarlama ve ürünlerin sürümünü artırmak amacıyla birlikte hareket etmektedirler.

Üretici-tedarikçi, reklam ve promosyon uygulamalarıyla pazarlamaya destek vermekte, distribütör ise tanımlanmış müşteri grubuna etkin ve yaygın bir satış dağıtım politikasıyla müşterilerin ürüne daha rahat ve hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlamaktadır. Ürünlerin düzenli bir şekilde piyasaya sürümünün sağlanması amacıyla distribütörlük sözleşmelerinde dönemsel kotalar ve ürünün belirlenmiş bölgelerde bulunulurluğunun sağlanmasına yönelik ilkeler konulmaktadır.

Distribütör, satış ve dağıtımı kendi nam ve hesabına yaptığından mali yönden bağımsız olarak hareket etmekte ve satıştan kaynaklanan riskleri bizzat kendisi taşımaktadır. Distribütörlük ilişkisinin bir diğer özelliği de taraflara süreklilik arz eden karşılıklı edimler yüklemesidir. Sözleşmenin imzalanması ile tarafların sorumlulukları başlamakta, sürümün artırılması, distribütörün desteklenmesi, ticari faaliyetinin teşviki ve kolaylaştırılması devamlılık özelliği olan yükümlülükler olarak karşımıza çıkmaktadır. Hatta sözleşmenin sona ermesinden sonra bile, ticari sırların saklanması ve belirli bir süre distribütörlük bölgesinde rakip ürün satılamayacağı gibi hususlar sözleşmelere şart olarak getirilmektedir.

Distribütörün sözleşmeyle belirlenmiş oranlarda ürün alımı, sürümü artırmaya yönelik çaba, bilgi paylaşımı, üreticinin menfaatlerinin, ürünlerinin ve itibarının korunması, sır saklama, rekabet etmeme gibi birçok yükümlülük de yine sözleşmeyle düzenlenmektedir. Bunun dışında üretici-tedarikçinin ise sözleşme konusu ürünleri zamanında ve talebe bağlı olarak teslim etme, distribütöre bilgi ve teknik destek sağlama, tahsis edilen bölgede satış yapmama gibi yükümlülükleri vardır.

Uygulamada genel ekonomik bakış açısıyla distribütörlük, bölgesel ve ürün bazlı kartel ve fiili tekelleşmeye neden olduğu, bunun sonucunda kısmen de olsa ulusal veya bölgesel rekabeti ortadan kaldırdığı için eleştirilmektedir. Bu konuda bir takım uygulamalar, Rekabet Kurumu tarafından cezai müeyyideye tabi tutulmakta ve haksız rekabet bu şekilde önlenmeye çalışılmaktadır.

Ülkemizde özellikle son 15-20 yılda artık üretilen malların nitelik ve kalitesinin yanında hedeflenen pazarda ilkeli ve belirli standartlara uygun olarak müşteri kitlesine ulaştırılabilmesi büyük önem kazanmıştır. Son dönemlerde önemli hukuki ilişkiler arasında sayılan distribütörlük, rekabetin giderek arttığı ve tüketicinin daha etkin olduğu serbest piyasa ekonomisinde ciddi bir yer tutmaktadır.

Üreticiler tarafından büyük çaba ve maliyetlerle üretilen malların uygun yer, zaman ve fiyatla tüketici ile buluşturulması amaçlanmaktadır. Bu amacın sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi ise üretici açısından yüksek maliyetler gerektirmekte, satış ve dağıtımının ayrı bir uzmanlık ve organizasyon yapısını gerektirmesi üreticileri distribütör atamaya zorunlu kılmaktadır.

Değişen ve gelişen ticari hayatın bir sonucu olarak ortaya çıkan distribütörlük kavramına, yenilenecek Türk Ticaret ve Borçlar Yasalarında yeni düzenlemelerin getirilmesi beklenmektedir.






 
 
 
 
Copyright 2008. Hedef Grup. Yasal Uyarı - Gizlilik Politikası